Öyle bir yerde olmalıyım ki,
Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi...
İnsan gibi...
Catching Elephant is a theme by Andy Taylor
İnsanın kendini adayabileceği en büyük devrim mutlu olmaktır. Doruk deneyimlerin ansal mutluluğundan bahsetmiyorum. Her gün mutlu olmak, mutsuz olmaktan daha büyük bir çaba gerektirmiyor. Kendi portremizin fonunu kendimiz seçeriz. Her insan mutlu ya da mutsuz olmayı seçebilir. Mutluluk paradigmasını seçebiliriz;düşüncelerimizle, duygularımızla ve haz dolu davranışlarımızla.
Mustafa Kemal Atatürk
geçenlerde cumaya gittiğimi idda ediyordum, zaman makinesi hani, bir buluş ya, bilimin süpürgesinde kirlenen demokratik beyin fırçaları, neyse ki sonra hatanın payından ayrılmış bir payda olma ihtimali beni hayata bağladı, belki nüdeki çıplaklığı bakış acısında aradım, ya da duygusallığın sonsuza bölümünün kesişimi malüm! ayıptır nidalarıyla tavada kızarttım, inan yağını ne ben koydum nede varlığı sayıltılarında aranan bir inanıştı…
İnan nefes alacak bir karanlık kalmadı, hangi aydınlığa küfredip felsefenin pabucunu dama atmak kadar üç nokta koyduysam hayata, yeniliklerin peşinden koşmak bu kadar aciz oldu benim için.
Nefes alacak bir aydınlık ararken boğulmak kadar büyük bir mutlulukta yaşarken seni, çarpım tablosunu ezberlemeye çalışan bir çocuk kadar beceriksiz, bir cumhuriyet şiiri okur gibi kendimden eminim bugün, devrimler gözlerimde çarparken hatırladıklarım evet bir mutluluk!
Belki günü saatle çarparken yanlış hesap yaptığımı bile bile hesap makinesini kırıyorumdur bugün ya da hangi zamana şimdiki zaman nidaları eklemeye çalışarak edebiyata balta vurmak mantıklıdır deyişlerinden bir tecrübe kazandırıyorumdur yıllara,
Sıraya girmeme gerek yoktur diye düşünüyorum, ben vagon değilimdir, ya da vağon kadar sıralı çiftliklerden oluşan ürün tarlası,
günlerin he batışısında seni sayıklayan.
Belki de varlığına bir fidan yakıp yeniden olmasını bekleyen.
Aslında biraz şey Neriman.
Şey.
Nasıl desem?
Aslında sevmiyorum kızım seni.
Yalnız biraz şey.
Şey.
Nasıl desem?
Tuhaf hissettiriyorsun beni.
Mesela en sevdiğim şarkıları dinleyemiyorum, biliyor musun?
Çünkü dinlerken seni hatırlayacağımı biliyorum.
Hatırlamakla kalmayıp seni arayacağımı biliyorum.
Açmayacağını biliyorum.
Defalarca kez arayacağımı biliyorum.
Ama en sonunda açacağını da biliyorum.
Açacaksın Neriman.
Yok başka yolu Neriman, açacaksın.
Ve ben şöyle diyeceğim sana.
“Seni seviyorum Neriman.
”Nasıl desem?
Şey.
Nasıl desem?
Şey.
Nasıl denir ki Neriman?
Ne güzel de diyemedim değil mi?
Ne güzel de sustum sana değil mi?
Ne güzel de dinledim küfürlerini değil mi?
Evet Neriman Evet.
Sen konuş, ben susarım.
Dudaklarım susar.
Kalbim sana susar.
Kalbim sensizlikten ölür Neriman.
Bilmezsin.Ölür.
Sahi, nereden bileceksin?
Nereden bileceksin ulan Neriman, senden kalan son şeyi,
Boş bir şarap şişesini
Sadece seni hatırlatıyor diye sakladığımı.
Dudakların orada diye sakladığımı.
Hatıralarımız orada diye sakladığımı.
Seni ve beni.
Beni ve seni.
Bizi.Bizi.
Sahi Neriman,
biz hiç biz olabildik mi?
Neyse, ne diyecektim sana?
Özledim.
Bir sesini duyayım istedim.
Nasılsın, iyi misin?
Mutlu musun?
Ah. Sevindim Neriman.
Ben de çok mutluyum.
Çok mutluyum Neriman.
Neyse, ne demeyecektim sana?
Ölüyorum ulan.
Aslında biraz şey.
Şey.
Nasıl demesem?
Amına koyayım Neriman.
Siktir git Neriman.
Seni seviyorum Neriman.
——-Mert Durmazer